İçeriğe geç

4 tane hap aynı anda içilir mi ?

Hapların Ardında Kalan Düşünceler

Bir sabah, Kayseri’nin soğuk sokaklarında, kahvemi yudumlarken aklımda tek bir soru vardı: “4 tane hap aynı anda içilir mi?” Bu düşünce, biraz garip bir şekilde zihnimi meşgul etmişti. Belki de bir parça karamsar, belki de sadece ruhsal bir boşluk. Her ne olursa olsun, bu sorunun zihnimde dönüp durduğu anı hatırlıyorum.

Hayat bazen insana, çok büyük bir yük bırakıyor. Hızla akan bir nehir gibi… Durmak, düşünmek, sorgulamak imkansız. İşte o sabah, hani bir insanın içindeki boşluğu hissettiği zaman vardır ya, aynen öyle bir şeydi. Bazen bir şeylerin derinliğine inmek gerekiyor. Gözlerim, pencereye bakarken dışarıda kar tanelerinin düşüşünü izledim. İçimde sanki bir yerlerde donmuş bir şey vardı. Bir tarafım bunu anlamak istemedi, diğer tarafım ise kendini ifade edebilmek için elinden geleni yapıyordu.

Bir Başka Sabahın Kıyısında

Hikaye, aslında çok basit bir sabaha dayanıyor. Günlerden pazartesi… Ve ben sabahın erken saatlerinde kalkmış, işe gitmek için hazırdım. Ama işler, pek de planladığım gibi gitmedi. Son zamanlarda birkaç işin içine daha fazla daldım, üstümde bir sürü düşünce yığını vardı ve her birinin beni bir adım daha geri çekmeye çalıştığı hissine kapılıyordum.

O sabah biraz farklıydım. Kafam karışıktı, içimde bir boşluk, bir ağırlık vardı. Gözlerimi her açtığımda, daldığım düşünceler beni biraz daha yavaşlatıyordu. Evet, belki de bir şeyin farkına varmam gerekiyordu: Bazen sorular, bize yanıt vermekten daha fazla şey öğretir.

Bu sırada mutfakta, annem bana kahvaltı hazırlarken şunları söyledi: “Oğlum, son zamanlarda çok halsizsin. Her şey yolunda mı?” O an, ne söyleyeceğimi bilemedim. Çünkü bana hiçbir şeyin yolunda olmadığı bir dönemin ortasındaydım. Ama annem, bu kadar içsel bir karmaşaya sahipken dahi, her zaman benim için her şeyin normal olduğunu görmek istiyordu.

Birkaç Küçük Adım

Bir süre sonra, kendimi toparlamaya başladım. Sabahları dışarı çıkıp biraz yürüyüş yapmak istedim. Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, içimdeki sıkıntıları, büyük bir kısmını bir kenara bırakmayı başardım. Ama her adımımda içimdeki duygu dalgaları yine yükseliyordu. Her geçen saniye, beynimde “4 tane hap aynı anda içilir mi?” sorusu yeniden yankılandı. İçimdeki bu soruyla, yanıtını aramadan bu sokaklarda yürümek… Ne garip bir hissiyat!

Dışarıda kar yağıyordu. Adımlarımın üzerini hızla kapatan bu beyazlık, bana bir şeyler hatırlatıyordu. Bazen hayatın üstünü temizlemek, yeni bir başlangıç yapmak gibiydi. Hızla kaybolan kar taneleri gibi, bazen kaybolan şeyler yerine yeni bir şeyin gelebileceğini hissettim. Ama sonra, işte o an… O soruyu tekrar düşündüm. Hem de hiç beklemediğim bir anda.

Bir Karar Anı

Akşam oldu. Bir günün yorgunluğu bedenimi sarmışken, evde yalnızdım. Birkaç işi hallettikten sonra, kitaplığımın karşısında durdum. İçimden, hiç bilmediğim bir şekilde bir şey yapmam gerektiği hissi geldi. Belki de içinde bulunduğum boşluğu dolduracak bir şey… Ama bu, düşündüğüm gibi ne kitap okumak ne de müzik dinlemekti.

O an, bu kadar basit bir soru, kafamı ne kadar meşgul ettiğini fark ettim. “4 tane hap aynı anda içilir mi?” dedim. Çoğu zaman, hayatımızın sonrasında ne olacağına dair herhangi bir cevabımız yoktur. Her adımımız, ne yazık ki bizi bir noktada çıkmaza sokar. Ama bence bu da insanın varoluşunun bir parçasıydı.

Yavaşça odamın köşesine geçtim. Dolabımın içindeki kutuyu açtım. Hapları bir arada görmeyi hayal ettiğimde, içimde bir tür çıkmaz nokta vardı. O an, hayal kırıklığının bir adım daha derinleştiğini fark ettim. Kendi içimdeki “ne yapacağım” sorusunun bir anlamı vardı. Herkesin içinde böyle bir soru var mıdır? Bazen sadece kafanızı dağıtmak, sizi o duygulardan bir adım uzaklaştırmak istersiniz.

Ama bu sorunun cevabını ararken, bir türlü bulamadım. Her şeyin nedenini düşündüm ve bir anda fark ettim ki, belki de hapların dört tanesini bir arada yutmak… Bunu yapmayı düşünmek bile bir tür hayal kırıklığıydı. Umut ediyorum ama ne yazık ki bu çok da sağlıklı bir düşünce tarzı değil.

Bazen Umut, Bazen Hayal Kırıklığı

Bir anlığına, dışarıda kar tanelerinin düşüşünü izlerken, tüm bu düşünceler bana hayatın geçici olduğunu hatırlattı. Kayseri’nin o sakin, küçük sokaklarında yürürken yaşadıklarım, her gün yüzleştiğim şeylerden çok daha derin bir şeydi. O an anladım ki, bazen insan hayal kırıklığını kabullenmek zorunda kalıyor. Ama bunu kabul etmek, içinde bulunduğumuz ruh haline dair bir şeyler öğrenmeyi sağlıyordu.

Evet, belki de dört tane hap aynı anda içmek, benim içsel mücadelemi çözmeyecekti. Ama içimdeki karmaşayı, çözmeye çalışırken öğrendim ki; sorular, bazen cevaplardan çok daha önemli olabiliyor. Yavaşça, o akşam yatak odamda, pencerenin kenarına oturdum ve kendi düşüncelerimle baş başa kaldım. Bazen içsel bir sessizlik, en çok ihtiyacımız olan şey olabilir.

Sonra Ne Oldu?

Sabah oldu. Kafamı kaldırıp tekrar güne başladım. Düşüncelerim biraz daha netleşmişti. Belki de bazen kaybolduğumda, her şeyin en başa döneceğini fark etmem gerekirdi. O an, dört tane hapın anlamını bir kenara bırakıp, gerçek sorunun “kendimle barış yapmak” olduğunu anladım. İçsel bir huzurla, hayatın karmaşasından kaçmak, hiç de çözüm değilmiş.

Bir süre sonra, tüm o sorular yerini daha sağlıklı düşüncelere bıraktı. Bazen, gerçekten sadece bir duraklama, bir nefes almak gerekiyormuş.

Düşüncelerim değişti. Hayat devam ediyordu, ve ben de, bu hayatta bir adım daha attım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet yeni giriş adresi