Yahudiler Nereye Sürüldü? Farklı Yaklaşımlarla İnceleme Yahudilerin tarih boyunca yaşadığı sürgünler, hem tarihçiler hem de sosyal bilimciler için derinlemesine incelenmesi gereken bir konu olmuştur. Her ne kadar Yahudilerin nereye sürüldüğü sorusu, coğrafi bir soru gibi görünse de, bu olayın arkasındaki toplumsal, dini ve kültürel faktörleri anlamadan sadece coğrafi bir çözümleme yapmak eksik olurdu. Konuyu ele alırken, hem mühendislik bakış açım hem de insani yaklaşımım arasında bir denge kurarak bu sürgünlerin ne anlama geldiğini anlamaya çalışacağım. — 1. Yahudi Sürgünlerinin Tarihsel Bağlamı Yahudilerin tarih boyunca yaşadığı sürgünler, genellikle “diaspora” olarak adlandırılır. İlk büyük sürgün, MÖ 586’da Babil İmparatorluğu tarafından gerçekleştirildi. Babil…
Yorum BırakGünlük İzler Yazılar
Estde Saat Kaç? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Saatin ne olduğunu merak etmemek neredeyse imkansızdır. Ancak “Estde saat kaç?” sorusu, sadece bir zaman dilimi ya da basit bir bilgi edinme isteğiyle sınırlı değil. Bu soru, insan zihninin derinliklerine inmeye davet eder; zaman algısı, bilişsel süreçler, duygular ve sosyal etkileşimlerle nasıl şekillenir? Hangi psikolojik mekanizmalar, zaman kavramımıza yön verir ve saat sorusunu sorduğumuzda hangi içsel süreçler devreye girer? Bu yazıda, insan davranışlarının ardındaki bilişsel, duygusal ve sosyal faktörleri keşfederek, “Estde saat kaç?” sorusunun psikolojik boyutlarını inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji: Zaman Algısı ve Bellek Zaman, nasıl bir kavramdır? Bunu düşündüğümüzde, genellikle bir ölçü birimi…
Yorum BırakD2 Nedir? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Değerlendirme Toplumların işleyişine dair sorular, tarih boyunca hep merkezî bir noktada yer almıştır. Her gün etrafımızda şekillenen güç ilişkileri, toplumsal düzenin temellerini atarken, bu ilişkilerin doğası ve biçimi üzerine düşünmek her zaman gerekli olmuştur. Bugün, bir yönetim biçiminin nasıl meşruiyet kazandığı, bu yönetimin nasıl şekillendiği ve yurttaşların bu yapılarla olan ilişkisi üzerinde düşündüğümüzde, toplumsal dinamiklerin çok katmanlı olduğunu görürüz. Bu katmanların bir parçası da, günümüzün farklı siyasal yapılarına dair biçimlerin kavramsal ve teorik analizidir. İşte tam da burada, “D2” kavramı gibi görünüşte özel bir terim, bizi bir dizi daha temel soruya yönlendirebilir. Günümüz siyasetinde,…
Yorum BırakCezanın İnfaz Edilmiş Olması: Toplumsal Bir Analiz Toplumların düzenini sağlamak, bireylerin davranışlarını kontrol altına almak, ceza adalet sistemi gibi kavramlarla sürekli bir ilişki içindedir. Ancak cezanın infaz edilmesi, bu sürecin sadece hukuki bir işlem olmanın çok ötesinde anlamlar taşır. Bireylerin bu süreçte nasıl etkilendiği, toplumların bu durumu nasıl algıladığı ve adaletin bu anlamda nasıl şekillendiği üzerinde durmak, aslında bizleri insan olmanın derinliklerine götürür. Cezanın infaz edilmiş olması ne demek? Bu kavram sadece bir bireyin ceza aldıktan sonra özgürlüğünün kısıtlanması ya da hayatının sona erdirilmesi gibi somut bir hukuki durumu mu ifade eder? Yoksa toplumsal bir mesaj, bir norm ya da…
Yorum BırakKırk Yıl Kıran Olmuş, Eceli Gelen Ölmüş: Ne Demek? Herkesin hayatında bir dönüm noktası, bir kırılma anı vardır. Bazı insanlar için bu anlar bir bekleyişin sonunda gelir, bazılarıysa erken fark ederler. “Kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş” de tam olarak böyle bir hayat gerçeğini anlatan bir deyim. Bu deyim, aslında her şeyin bir zamanı olduğunu ve bir noktada, ne kadar çaba sarf edilirse edilsin, kaçınılmaz sonun geldiğini vurgular. Peki, bu deyim yerel ve küresel açıdan nasıl yorumlanıyor? Türkiye’den ve dünyadan örneklerle, bu deyimi biraz daha derinlemesine inceleyelim. Ecel ve Kaçınılmaz Son Ecel, hayatın her anında var olan ama kimsenin…
Yorum Bırakİçsel Mercek: Sayıltılar Üzerine Bir Düşünce Yolculuğu Bir araştırmanın sayıltılarını yazmayı düşündüğümde, aklıma ilk olarak kendi zihnimde sürekli çalışan küçük sesler geliyor. Neden bazı olguları sorgulamadan kabul ediyoruz? Hangi bilişsel kısayollar bizi yanıltıyor? Bu yazıda, “Araştırmanın sayıltıları nasıl yazılır?” sorusunu, insan davranışlarının ardındaki bilişsel ve duygusal süreçleri merak eden biri olarak ele alıyorum. Okurken kendi içsel deneyimlerinizi de sorgulamanız için yönlendirici sorular bulacaksınız. Çünkü bilişsel önkabullerden duygusal tepkilere, duygusal zekâdan sosyal etkileşime; her boyut sayıltıların nasıl yazıldığını şekillendirir. Sayıltı Nedir? Psikolojik Bir Kavrayış Bir araştırma tasarlarken sayıltılar (varsayımlar), teorik çerçevenin görünmeyen direkleridir. Onlar olmadan model kurulamaz; fakat farkında olunmadıklarında çarpıtmalar…
Yorum BırakAdat Yapmak Ne Demek? Felsefi Bir Bakış Giriş: İnsan Olmanın Sınırlarında Bir sabah uyandığınızda, sıradan bir gün gibi hissedebilirsiniz. Ancak bir an için, yaptığınız her şeyi – yemek yeme alışkanlıklarınızdan tutun da toplumsal ilişkilere kadar – düşündüğünüzde, alışkanlıklarınızın ve geleneklerinizin aslında sizi nasıl şekillendirdiğini fark edebilirsiniz. Peki ya bu alışkanlıklar sadece sizi değil, toplumu da mı şekillendiriyor? Ve bu şekillendirme sürecinde, ne kadar özgürüz, ne kadar etkilendik? Adat yapmak, işte bu sorunun kalbine dokunan bir kavramdır. Felsefi anlamda baktığımızda, adat yapmak, bir toplumun kabul ettiği veya bireylerin kendi hayatlarında yerleşik hale getirdiği düzenekler, davranış biçimleri ve ritüellerdir. Her birey bir…
Yorum BırakAleviler Hangi Partili? Hayat bazen senin kararlarınla, bazen de seni bekleyen sorularla yüzleşmeni sağlar. Benim için de böyle oldu. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, yıllarca düşünmediğim bir soruya takıldım: Aleviler hangi partili? Ve bu soruya verdiğim cevap, içimdeki bir sürü karmaşık duyguyu harekete geçirdi. Gençlik ve Alevilik 25 yaşımdayım, Kayseri’de büyüdüm. Kayseri’de yaşamak, insanı her anı sorgulamaya iter. Bir de bunun üstüne Alevilik gibi derin bir inanç meselesi eklenince, sorular hiç bitmiyor. Herkesin bir fikri var, ama kimseyi tam anlamıyorsun. Aleviliği yalnızca dini bir inanç olarak değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olarak benimsemişimdir. Alevilik, bana daima hoşgörüyü, insan sevgisini ve eşitliği…
Yorum BırakShe Kime Ait? Ekonomi Perspektifinden Mülkiyet ve Kaynak Dağılımı Kaynakların sınırlılığı, insanlığın en temel ekonomik sorularından biridir. Her gün yaptığımız tercihler, aslında bu sınırlı kaynakları nasıl dağıttığımızı, nasıl kullandığımızı ve nihayetinde kimin yararlandığını belirler. Ekonomi, bu kaynakların en verimli şekilde nasıl kullanılacağını arayışla şekillenir. Bir ekonomist olarak, her seçimde fırsat maliyetlerinin ne kadar önemli olduğunu düşünürüm; her tercihin başka bir şeyden vazgeçmeye yol açtığını unutmamak gerekir. Peki, “She kime ait?” sorusunu ekonomi perspektifinden nasıl değerlendirebiliriz? Bu soruyu ele alırken, piyasa dinamikleri, bireysel kararlar ve toplumsal refah arasındaki dengeyi irdelemek önemli olacaktır. Mülkiyet ve Kaynak Dağılımı: Ekonominin Temel Sorusu Ekonomi, insanların…
Yorum BırakSerfinaz İsminin Anlamı Nedir? Bir Psikolojik Mercekten İnceleme Bir Psikoloğun Meraklı Girişi: İsimler ve İnsan Davranışları Arasındaki Gizemli Bağlantı İsimler, çoğu zaman bize yalnızca bir etiket ya da kimlik kazandırmaktan öte bir anlam taşır. Her birey, adını bir şekilde içselleştirir ve bu isim, bilinçli ya da bilinçdışı bir biçimde o kişiyi etkileyebilir. Bu konuda insan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, her ismin taşıdığı anlamın bireyin psikolojisi üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu merak ediyorum. İsimler, kültürel kökenlerin, aile yapıların ve toplumsal etkileşimlerin bir yansımasıdır, ancak aynı zamanda kişilerin kendilerini nasıl hissettiklerini, nasıl davrandıklarını ve başkalarıyla nasıl ilişki kurduklarını da şekillendirir.…
Yorum Bırak