O Gün ve Ağrının Sessiz Sesi
Gule olarak bu yazımızda “Hangi kanser vücutta ağrı yapar” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Kayseri’nin sabahı soğuktu ama içim daha da soğuktu. Yatakta dönüp dururken göğsümde ve sırtımda hafif bir ağrı hissettim. İlk başta önemsemedim, belki uykusuzluk, belki yanlış bir hareket… Ama o ağrı, sanki kendi kendine bir hikâye anlatıyordu. Ben de o hikâyeyi anlamaya çalışıyordum.
— “Belki de bir şey değil,” — dedim kendi kendime, — “Sadece fazladan duyarlı bir günüm.”
Ama içimde bir huzursuzluk vardı. Günlük defterimi açtım, kalem elimde titriyordu. “Hangi kanser vücutta ağrı yapar?” diye yazdım. Bu cümle sadece bir soru değildi; korkularımın, endişelerimin sessiz bir çığlığıydı.
Doktorun Odasındaki Sessizlik
O gün annemle hastaneye gittik. Bekleme salonunda otururken, herkesin yüzünde bir telaş vardı. Bazıları telefonla konuşuyor, bazıları sessizce derin düşüncelere dalmıştı. Ben ise kafamda dönen sorularla uğraşıyordum: “Ya bu ağrı ciddi bir şeyse? Hangi kanser vücutta ağrı yapar ve ben bunu anlamadan yaşayabilir miyim?”
Doktor çağırdı. İçeri girdiğimde, odada hafif bir antiseptik kokusu vardı. Sandalyeye oturdum ve doktorun gözlerine baktım. Birden içim ürperdi.
— “Sırt ve göğüs ağrılarının bazı kanser türlerinde görülebildiğini bilmen önemli,” — dedi doktor nazikçe, — “Ama hemen korkmana gerek yok; daha fazla test yapmamız gerekiyor.”
O an hem korktum hem rahatladım. Korktum, çünkü cümlenin içinde bir ihtimal vardı; rahatladım, çünkü hâlâ bir seçenek vardı. Kalemimi çıkardım ve deftere yazdım: “Korku ve umut, yan yana oturabiliyor.”
Evde Geçen Akşam
Evde sessizlik vardı. Pencerenin önünde oturdum, yağmur yağıyordu. Dışarıdaki soğuk ve gri gökyüzü, içimdeki karmaşayı yansıtıyordu. Sırtımda hafif bir acı hissettim ve tekrar sordum kendime: “Hangi kanser vücutta ağrı yapar?”
Ama bu sefer sadece bilgi için değildi. Bu soruyu sormam, hislerimi anlamaya çalışmaktı. Hayal kırıklığı, korku, umut… Hepsi aynı anda kalbimde çarpıyordu.
— “Belki de hislerimle yüzleşmekten korkuyorum,” — dedim. — “Ama yüzleşmekten başka çarem yok.”
O gece uzun uzun yazdım. Her cümle, her kelime bir nefes gibiydi. Ağrının ne kadar fiziksel olursa olsun, duygularımda yarattığı etkisi daha büyüktü.
Arkadaşla Konuşmak
Ertesi gün telefon çaldı. En yakın arkadaşım arıyordu:
— “Nasılsın?”
— “Fena değil… Sadece biraz düşünüyorum.”
— “Ne düşünüyorsun?”
— “Hangi kanser vücutta ağrı yapar gibi şeyler…”
Arkadaşım önce sessiz kaldı, sonra gülümseyerek dedi ki:
— “Sen hep böyle oluyorsun, her şeyi kafana takıyorsun. Ama biliyor musun, bazen konuşmak en iyi ilaç.”
Konuşmak… Hakikaten de öyleydi. Onunla konuşurken, korkularım bir nebze olsun hafifledi. Bir yandan hâlâ endişeliydim, ama artık yalnız değildim.
Küçük Bir Umut Işığı
Hafta sonu parka gittim. Kayseri’nin sakin sokaklarında yürürken, güneş hafifçe yüzüme vuruyordu. Sırtımdaki ağrı hafifti, kalbimdeki sıkıntı ise biraz olsun azalmıştı. Defterimi açtım ve yazdım:
— “Ağrı bazen sadece ağrı değildir. Korkunun, belirsizliğin ve umutların sessiz sesi olabilir.”
O an fark ettim ki, bilgi arayışı kadar önemli olan şey, hislerimi kabul etmekti. Hangi kanser vücutta ağrı yapar sorusu artık sadece bir merak değil, aynı zamanda içimdeki duygularla başa çıkma yöntemi olmuştu.
Gece ve İçsel Diyalog
Gece yatakta yatarken, içimde bir sohbet başladı:
— “Ya gerçekten ciddi bir şeyse?”
— “O zaman da savaşırız. Şimdi sadece hisset, sonra çözüm buluruz.”
Gözlerimi kapattım. Ağrı hâlâ vardı ama korku biraz olsun küçülmüştü. Yalnız olmadığımı hissetmek, duygularımı yazıya dökmek… Hepsi birlikte bir tedavi gibiydi.
Yeni Bir Gün
Ertesi sabah, güneş odama vurdu. Bir fincan kahve aldım ve defterimi açtım. Yazdım:
— “Her ağrı bir mesajdır. Her korku bir hatırlatmadır. Ve her umut, yeni bir başlangıçtır.”
Ağrının fiziksel mi yoksa duygusal mı olduğunu düşündüm. Belki ikisi de bir arada. Ama artık sorumun cevabı tek başına korkutucu değildi: “Hangi kanser vücutta ağrı yapar?” sorusu, beni daha dikkatli olmaya, bedenimi dinlemeye ve hislerimle yüzleşmeye çağırıyordu.
Sonuç ve İçsel Barış
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, birden fark ettim: Hayat, ağrılar ve korkularla dolu olabilir, ama hissetmek ve paylaşmak en güçlü ilaç.
Defterimi kapattım, derin bir nefes aldım ve düşündüm:
— “Ağrı, sadece ağrı değildir. Bazen kalbimizin, ruhumuzun bize söylediği bir şeydir.”
Ve artık biliyorum: Sorduğum her soru, hissettiğim her korku ve umut, beni ben yapan parçalar. Ağrıyla, korkuyla ve umutla yüzleşmek… Hayatın kendisi gibi sürükleyici ve duygusal.
Umarız “Hangi kanser vücutta ağrı yapar” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Gule ekibinden sevgilerle!